Tedaviler

  • image

    Aile Terapisi

    Aile insanın kimliğinin, kişiliğinin, anılarının kısacası geçmişinin en önemli parçasıdır. Aynı zamanda da hayallerinin, umutlarının, kaygılarının, beklentilerinin yani geleceğinin merkezinde yer alır.

    Bir aile üyesinin sorunu tüm aile yapısını etkiler, diğer aile bireylerindede sorunlar çıkmasına neden olabilir. Bu yüzden ruhsal sorunlar ile çalışırken tüm aileyi bir arada değerlendirmek önemlidir. Aile terapisi aileyi bir bütün olarak ele alan bir yaklaşım biçimidir. Bireysel tedaviler bireye odaklanırken, aile terapisi ailede değişim ortaya çıkarmayı amaçlar.

  • image

    Ergenler İçin Psikolojik Danışmanlık

    Ergenlik dönemi ortalama 12 -24 yaşları arasında yaşanan ve kişinin, biyolojik gelişiminin sonucu olarak bedensel, cinsel ve zihinsel gelişimini sürdürdüğü ve bitiminde toplumsal değerlendirmede bir yetişkin olarak tanındığı bir gelişim dönemidir.

    Bu dönemde ergenlerin doğru yönlendirilmesi, çevrelerine olumlu rol modeller bulunması, akran ilişkileri ile aile ilişkilerini dengeleyebilmesi son derece önemlidir.Ergenin ve ailenin bu dönemin gelişimsel özelliklerini daha iyi tanıması bu sürecin ergenin sağlıklı bir erişkine dönüşümüyle sürmesi açısından önemlidir.

    . Ergenler için psikolojik danışmanlık, psikiyatrik muayene ve psikolojik testler ile gençlerin zihinsel ve duygusal yetilerinde, davranışlarında çevreye uyum seviyelerinin saptayabilmeyi, varsa hastalıkları tedavi etmeyi, sorunlar için etkili çözüm yolları bulmayı hedefleyen profesyonel yardımdır.

  • image

    Psikoterapi

    Psikoterapi, davranışsal ve duygusal zorluklar yaşayan bireylere yardımcı olmak için uygulanan, değişik teknik ve metodlara verilen genel bir isimdir. Psikoterapi, gerekli eğitimleri almış bir uzman eşliğinde duygularınızı, düşüncelerinizi, kendiniz ve diğerleriyle ilgili inançlarınızı, kişisel yaşantılarınızı güvenli bir biçimde keşfetme sürecidir.

    Psikoterapi size, yaşadığınız zorluklar ya da sıkıntılarla ilgili içgörü kazandırmayı, düşünce ve davranışlarda değişiklikler meydana getirmek için motivasyonunuzu artırmayı ve bu değişiklikler için uygun yollar bulmanıza yardımcı olmayı amaçlar.

    Psikoterapi ne zaman gereklidir?

    -Depresyon ve kaygı bozuklukları (obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu , fobiler….) gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda

    -Devam eden yoğun mutsuzluk, çaresizlik, umutsuzluk duyguları yaşıyorsanız

    - Yaşadığınız duygusal zorluklar, kaygı ve korkularınız yaşamınızı olumsuz etkiliyorsa

    - Davranışlarınız kendinize ya da diğerlerine zarar vermeye başladıysa

    - Yaşadığınız duygusal zorluklar nedeniyle aileniz ya da yakınlarınızla karşı karşıya kalıyorsanız

    - İş performansınızla ilgili kaygınız varsa psikoterapi için başvurmanız önerilir

  • image

    Sınav Kaygısı

    Kaygı (heyecan) , hayatın içinde olan doğal ve kaçınılmaz duygulardır.Aşırı düzeye çıkmadığı ve kişinin performasını olumsuz etkilemediği sürece bizi hedefe yönlendiren, motive eden bir güçtür. Baş edilemez düzeye çıktığında ise insan hayatını olumsuz etkileyen, birçok alanda performansı azaltan bir engel halini alır.

    Sınav kaygısı, sınavdan günlerce hatta aylarca önce başarılı olup olunmayacağı konusunda aşırı kaygı yaşanması ile kendini gösterir. Bu kaygı belirtileri sınava çalışma motivasyonunu etkileyebileceği gibi uyku, yemek, sosyal ilişkiler gibi günlük aktiviteleri de olumsuz düzeyde etkileyebilmektedir.

    Bununla birlikte sadece sınav öncesi değil sınav sırasında da aşırı heyecan ve bu heyecanın getirdiği bazı duygusal ve fiziksel belirtiler sınav performansını etkileyerek başarı düzeyini düşürebilir.

  • image

    Vajinusmus

    Vajinaya giriş denendiğinde vajinanın dış üçte bir kısmını çevreleyen kaslarda yineleyici ve sürekli biçimde istemsiz kasılmaların olması ve bu kasılmalara, girişe ilişkin ağrı korkusu ve kaygıların eşlik etmesidir.

    Cinsellikle ilgili yanlış inanışlar ve tabular vajinusmus gelişiminde önemli rol oynamaktadır.Vajinismusu olan kadınlar yaş, eğitim, sosyoekonomik ve sosyokültürel durum, kırsal ve kentsel olma açısından belirli bir fark göstermezler. Vajinismusun bugün için bilimsel olarak başarısı kanıtlanmış tek tedavi yolu cinsel terapidir. Vajinismus cinsel tedaviye en iyi ve en kısa sürede yanıt veren cinsel işlev bozukluğudur.

    Vajinismusta yanlış ve etik olmayan tedavi uygulamalarına çok sık rastlanmaktadır. Vajinal girişteki kasılma, jel kullanımıyla, alkol alımıyla, ilaç kullanımıyla, hamile kalmakla, lokal anestezik uygulamalarla ortadan kalkmaz. Kızlık zarıyla ilgisi olmadığı için kızlık zarına yapılan müdahalelerlede düzelmez. Ayrıca bu işlem kadına ek bir travma oluşturur. Vajinaya botoks uygulaması ,pelvik taban egzersizleri tek başına çozüm olmaz.

    Vajinismus tedavisinde amaç; bir şekilde penisin vajene girişini sağlamak değil, kadının kasılma, acı, kaçınma, korku gibi olumsuzluklar yaşamadığı, çiftin doyumlu bir cinsel yaşama ulaşmasını sağlamaktadır.

-->

Uzmanlık Alanları

Ada göre sırala:

Bireysel danışmanlık

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Bireylerin kendilerini daha iyi tanımalarına, davranışlarını anlamalarına ve kendilerini geliştirmelerine yardım eden; karşılaştıkları akademik, kişisel ve sosyal problemleri ile baş etme becerilerini kazanmalarını amaçlayan, psikolojik danışman ve birey arasında birebir gerçekleşen ve gizlilik esasına dayalı bir süreçtir.

Aile Danışmanlığı

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Aile danışmanlığı, aileyi oluşturan bireylerin bir araya gelmesi ve paylaştıkları sorunları birlikte çözmeye çalışmaları üzerine kurulur ve bu doğrultuda Aile Yasası (Family Law Act) çerçevesinde gerçekleştirilen psikolojik danışmanlık hizmetine denir. Aile, soyut bir kavram ancak kendi başına bütüncül ve canlı bir kurumdur. Sağlıklı ve fonksiyonel olan aile ve o ailede yetişen, yaşayan fert hangi toplumda olursa olsun kolaylıkla çevresine uyum sağlar.

Eş Terapisi

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

İlişkilerinde yaşadıkları problemlerle zorlanan, kendilerini çıkmazda hisseden ya da ilişkilerinin kalitesini artırmak isteyen çiftlerin başvurdukları terapi sürecidir. Terapide eşlerin bireysel farklılıkları ve bu farklılıkların eş ilişkisine etkileri bir bütün olarak ele alınır.

Öfke Kontrolü

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Öfke, kişinin içinde bulunduğu sıkışmışlık hissi içinde, uğradığı haksızlığa karşı verdiği duygusal tepki halidir. Öfke oldukça sağlıklı bir duygudur. Fakat önemli olan öfkeyi doğru şekilde, doğru kişiye, doğru miktarda, kontrollü bir şekilde ulaştırabilmektir. Kontrol edilemeyen öfke, bizi baştan aşağıya gerdiği gibi son derece negatif bir enerjiyle çevremize ve kendimize bakmamıza neden olur. Negatif bakış açıları da, zincirleme bir şekilde negatif uyaranları görmemize neden olur. Çünkü alıcılarımız güzel ya da iyi olanı değil de, kötü ya da çirkin, eksik olanı görmeye odaklanmıştır. .

Stresle Baş Etme Yolları

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Stres, aşırı derecede yaşandığı taktirde zihinsel, ruhsal ve fiziksel açıdan sağlımızı olumsuz yönde etkileyen bir tehdit olarak karşımıza çıkabilir. Stresi ortadan tamamen kaldırmak mümkün olmasa da mücadele etmenin yolları vardır. İş hayatı, ev hayatı, okul, trafik, gürültü, faturalar derken kişi kendine vakit ayıramamakta ve sürekli bunları düşünerek yaşamak zorunda olduğunu hissettiğinden stres faktörünün oluşmasına zemin hazırlamaktadır .

Sınav Kaygısı

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Sınav kaygısının temelinde“ yetersiz,başarısızım” düşünceleri yatmaktadır. Kişinin kendini yetersiz görmesi,doğal olarak başarısız olacağı hipotezinin kanıtıdır.Terapilerde ve sınav kaygısı çalışmalarında üzerinde çalışılan konu, kişinin yetersiz olmadığıdır. Aslında öyle hissetmektedir. Doğal olarak her konuda yapılan bir yanlış olan” hissettiğim doğrudur” düşüncesine inanmaktan kaynaklanır.Sınav öncesi veya sınavda kişinin aklına bazı düşünceler gelebilir. Mesela, ya yapamazsam, ya yetiştiremezsem? Bunlar otomatik düşünce olup,bunların aşağıdaki bakış açıları ile sorgulanması gerekir. .

Depresyon

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

kişiler çok farklı sebeplerden dolayı depresyona girebilirler. bazen bu sorunlar bir yakının kaybı, ayrılık, iş kaybı, aile sorunları, maddi nedenlerden biri olabilir. bazı durumlarda ise herhangi bir sebep olmaksızın kişi depresyona girer. bu durumda kişi tam bir şaşkınlık halindedir. herhangi bir sorunu olmaksızın niçin bu duruma düştüğüne bir anlam veremez. bu durumlarda sorunun kaynağı diğer hastalıklarda olduğu gibi ( örneğin yüksek tansiyon, şeker gibi ) biyolojik sebeplerdir. bazı kişilerde de ise ırsi olarak depresyon görülebilir. yakın akrabalarında depresyon olan kişilerin depresyona girme oranı yapılan araştırmalarda daha yüksek bulunmuştur.sorun ne olursa olsun, depresyon ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın kişinin depresyondan kurtulamamasının sebebi tedavi olmamasıdır. en uygun depresyon tedavisi ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte yürütüldüğü tedavidir. .

Panik Bozukluk

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Tekrarlayıcı beklenmedik Panik Atakları ile Ataklar arasındaki zamanlarda başka Panik Ataklarının daha olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma, Panik Ataklarının “kalp krizi geçirip ölme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” ya da “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma ya da ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yeyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde ise “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” söz konusudur. Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, herşey kendi denetimlerinin dışındadır, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. YAB’da aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir. Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az altı ay boyunca hemen hergün vardır ve gün boyunca sürer.

Sosyal Fobi

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Sosyal fobi adı da verilen sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin sosyal durumlara karşı aşırı ve akıl almaz derecede korku duyduğu bir tür anksiyete rahatsızlığıdır. Anksiyete, diğerleri tarafından eleştirilme, seyredilme ve yargılanma korkusundan kaynaklanır.Sosyal fobisi olan kişi hata yaparak başkalarının önünde rezil olacağından veya utanç duyacağından korkar. Belki de korku sosyal beceri eksikliği veya başkalarının önünde yaşanan bir deneyimle kötüleşebilir, anksiyete patik atağa dönüşebilir. Korkunun bir sonucu olarak, kişi aşırı sıkıntı içinde bazı sosyal durumlara katlanır veya hepsinden kaçınabilir. Sosyal fobisi olanlar henüz gerçekleşmemiş olaylar nedeniyle günlerce hatta haftalarca korku çekerler. Sosyal fobisi olanların çoğu korkusunun yersiz olduğunu bile bile bunun üstesinden gelemez.

Obsesif Kompulsif bozukluk (takıntı zorlantı)

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

OKB kişinin istemediği ve tekrarlanan düşünceler, hisler, fikirler, takıntılar veya bir davranışı yapmaya doğru sürülmek. Sıklıkla kişi, obsesif (saplantılı) düşüncelerinden kurultulmak için bir kompulsif (zorlayıcı) davranışı uygulamak durumundadır. Ancak bu sadece geçici bir ferahlık sağlamaktadır. obsesif (saplantılı) ritüelleri yapmamak aksiyete (endişe)'yi yükseltebilir.

Kişilik Bozuklukları

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Kişilik bozuklukları uzun dönemli, şiddetli ve dirençli düşünce ve davranış kalıplarıyla karakterize olmuş zihinsel bozukluklar sınıfıdır. Kişilik bozukluklarının tanımlanması ve kategorize edilmesi zordur. Kökeni kalıtsal veya çevresel olabileceği gibi, hem kalıtsal hem de çevresel olabilir. Kişisel bozuklukların tanımında kişinin içinde bulunduğu kültürel ve sosyal ortam çok önemlidir. Bir durumun kişilik bozukluğu olarak teşhis edilmesi için kişisel ve/veya sosyal yaşamında önemli oranda sıkıntı ve bozukluğa yol açacak bir davranış düzeni bulunmalıdır.

• Kişilik problemleri çok çeşitlidir. Ancak hepsinin sergilediği ortak yan, dış dünyanın taleplerini ve sınırlamalarını kabul etme yeteneğinin noksanlığıdır. Bu bozukluklar kişinin davranışlarını, ailesiyle veya işteki ve eğlencedeki insanlarla ilişkilerini etkiler.

• Bir kimseye kişilik bozukluğu teşhisi konulmadan önce, doktorların kişilik bozukluğu değişiklikleri araştırmaları ve bulunmadığını belirlemeleri gerekir. Ekseriyetle kişilik bozukluğu olanların çocukluk döneminde duygusal problemleri olmuştur.

• Kişilik bozukluğu bulunanlardan ancak beşte biri psikiyatrik destek ve tedavi istemektedir. Çoğu, evlilikte, düzgün bir iş hayatı yürütmekte ve arkadaşlıklarında, uzun zaman devam eden zorluklar yaşar.

İletişim Sorunları

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

İletişim sorunları insanların ve insanlar arası üretim ilişkilerinin getirdiği sorunlardır. İletişim sorunları düzgün söz söyleme, iyi ve etkili yazma ve konuşma, empatiyle davranma, vücut dilini etkili bir şekilde kullanma gibi “insan pazarında kendini iyi pazarlama ve dolayısıyla iyi sonuç alma” sorunu değildir. İletişim sorunları belli yer ve zamandaki egemenlik ve mücadele koşullarında insanın kendini ve çevresini üretme sorunlarıdır. İletişim sorunları bireyin kendini anlaması ve ilişkilerini düzenlemesi ve yürütmesiyle ilgili sorunlardan, bir ülkenin yeni-sömürgeleşmesiyle ilgili özelleştirme ve demokratikleşme adı altında “ülkenin zenginliklerini satış yarışı” sorunlarına kadar çeşitlenir. İletişim söz, yazı ve görüntüyle amaç gerçekleştirme olduğunda, elbette amaç gerçekleşmemesi sorun demektir; çözüm de doğal olarak sözü, yazıyı ve görüntüyü etkili bir şekilde kullanarak amacın çöküşünü engelleme olur. Bu engelleme girişiminde doğal olarak aracın (sözün, yazının, görüntünün, vücudun) nasıl kullanılacağı önem kazanır. Dikkat edilirse, bu indirgemede bile sorun insanlar arası ilişki ve bu ilişkinin üretilmesiyle ilgilidir.

Cinsel İşlev Bozuklukları

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda rol oynayan psikolojik nedenlerden bazıları şunlardır:

  • Cinsel eğitimsizlik ve bilgisizlik
  • Cinsel deneyim eksikliği
  • Cinsel yaşama dair yanlış inanışlar, tabular, mitler
  • Kadın/erkek rollerine dair yanlış inanışlar, geleneksel kadın/erkek rollerinin dışına çıkamamak
  • Negatif beden imajı ve düşük benlik saygısı
  • Katı dini ve ahlaki inançlar
  • Cinsel taciz ve travmalar
  • Eşler arasındaki sorunlar
  • Edilgenlik, çekingenlik
  • Babayla ve/veya anneyle ilişkide sorunlar. Örneğin, vajinismuslu kadınlar arasında, baskıcı, otoriter bir babaya sahip olmak yaygındır. Erkeklerde ise, erektil işlev bozukluğu genellikle anneye olan bilinçdışı cinsel bağlılığın sürdürülmesi ile ilişkilidir.
  • Kişinin eşcinsel olmasına rağmen, karşı cinsle ilişkiye girmesi
  • Maskelenmiş parafililer (cinsel sapkınlıklar)

Vajinismus

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Vajinismus, kadınlarda görülen cinsel bir işlev problemidir. Vajina girişini çevreleyen pelvis kaslarının istem dışı kasılarak cinsel birleşmede acı ve ağrıya neden olması veya bu sebeple cinsel birleşmenin hiç gerçekleşememesi şeklinde tanımlanabilir. Kasılmalar, cinsel birleşme dışında jinekolojik muayene esnasında ve vajina içine tampon yerleştirme durumlarında da ortaya çıkabilir. Öte yandan vajinismus; fiziksel bir engel olmamasına rağmen kadının korku, kaygı ve endişelerinden dolayı cinsel ilişkiye izin vermemesi, verememesi olarak ifade edilebilinir.

Bipolar Bozukluk

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Bipolar bozukluk, kişinin depresyon ve/veya mani, hipomani, ve/veya karışık durumlar geçirdiği duygudurumbozuklukları sınıfını tanımlayan tanısal kategoridir. Kişinin, depresif eğilimlerin yoğun yaşandığı dönemlerle, taşkınlık, coşkunluk olarak tanımlanabilecek mani dönemleri yaşadığı, bu bağlamda Bipolar Bozukluk ya da Manik Atak olarak tanımlanan bir rahatsızlıktır. DSM-IV adlı tanı ve istatistik kriteri ile teşhis konur. Bu hastalığın genelde yirmili yaşlarda ortaya çıktığı çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir.

Şizofreni

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Şizofreni; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendi dünyasında yaşadığı, genellikle gençlik çağında başlayan bir ruhsal hastalıktır. o Günümüzde şizofreni tedavisinde çok yönlü bir yaklaşım yararlı bulunmaktadır. Güncel tedavide temelde antipsikotik ilaçlar kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra psikoterapiler ve diğer psikososyal yaklaşımlara da başvurulmaktadır. Antipsikotik ilaçların şizofrenide dopamin varsayımını doğrular biçimde dopamin üzerinden etki ettikleri düşünülmektedir. Hastalığın özellikle akut döneminde hastaların hastanede yatarak tedavi görmesi gerekebilir.

Akut Stres Bozukluğu

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

akut stres tepkisi, bir kişinin yaşadığı veya tanık olduğu travmatik olayın sonucudur. Olayda kurban/tanık şiddetli, rahatsız edici ve beklenmedik bir korku yaşar. Kurban veya tanık kendisinin ya da başka birinin ciddi bir şekilde yaralanacağı veya öleceği hissine kapılır. Yoğun bir çaresizlik karşısında zihnin ve vücudun verdiği yanıt olan akut stres tepkisi, travma sonrası stres bozukluğunun bir çeşididir. Yaş, cinsiyet, toplumsal ve kültürel koşullar, çocukluk çağında yaşanan olumsuzluklar, olumsuz hayat olaylar, toplumsal desteğin yetersizliği, aile ve psikiyatrik hastalık öyküsü gibi genetik, biyolojik ve psikolojik yatkınlıklar bu tür bir etkinin ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.

Post travmatik stres bozukluğu

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Savaş, kaza, doğal afet, hırsızlık, tecavüz, katliam gibi şiddet olaylarını bizzat yaşayan veya bunlara tanık olan kişilerde olaydan uzun zaman geçtikten sonra bile kalıcı bir travma yaşandığı uzun süreden beri bilinmekteydi. Ancak Posttravmatik Stres Bozukluğunun bir psikolojik bozukluk olarak tanınması ABD'de 1970'lerde Vietnam Savaşı dönemine rastlar[2]. Savaştan geri dönen askerlerde savaşta karşılaştıkları sinir bozucu olayların tekrar yaşandığı, olayları uzaktan veya yakından hatırlatan durumlardan şiddetle kaçındıkları, uyku uyumakta zorlandıkları, eş, dost ve aile ilişkilerinde güçlüklerle karşılaştıkları, dikkat dağınıklığı, kolayca irkilme ve öfkelenme eğilimi gösterdikleri gözlenmiştir. Sonuç olarak Posttravmatik stres bozukluğu, 1980 yılında Amerikan Psikiyatri Birliğince yayınlanan Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabında bir anksiyete bozukluğu olarak tanımlanmıştır.

Uyku Bozuklukları

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Uyku günlük yaşamın bir sure için kesintiye uğraması ya da boşa geçen zaman değildir. Zihinsel ve fiziksel sağlığımızı her gün yenilememiz için önemli olan ve yaşamımızın üçte birini kapsayan aktif bir dönemdir. Yaklaşık 85 türde uyku hastalığı vardır. Çoğu yaşam kalitesinin azalmasına ve kişinin sağlığında bozulmaya neden olur. Uyku bozuklukları trafik ve mesleki kazalara neden olabilmesi nedeniyle bir halk sağlığı sorunudur. Bazı uyku bozuklukları uykuya dalma veya sürdürme güçlüğüne yol açar. Diğer uyku bozuklukları gündüz aşırı uykululuğa neden olur. Vücudun biyolojik saati ile ilgili sorunlar kişilerin günün yanlış zamanında uykulu olmasına neden olur. Uykuda yürüme, altını ıslatma, kabuslar ve diğer sorunlar da uykuyu kesintiye uğratabilir. Bazı uyku hastalıkları ise yaşamı tehdit edici boyuttadır.

Yeme Bozuklukları

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

"Yeme Bozuklukları" manken hastalığı olarak da bilinen özellikle bayanlarda görülen kilo takıntısı, bedenini beğenmeme ve bunlarla birlikte ortaya çıkan duygusal bozuklukların olduğu bir hastalık çeşididir. Nedenleri arasında kalıtsal faktörler, cinsiyet, arkadaş etkisi, yetiştirilme özellikleri, kültürel özellikler (toplumun kiloya bakış açısı), biyolojik özellikler, ergenlik, olumsuz yaşam olayları, sevdiği kişinin kaybı sayılabilir. Yeme bozuklukları, yeme davranışında bozulma, kiloyu kontrol etmeye dönük davranışların ısrarlı gidişi, fiziksel ve psikososyal işlevselliğin bu nedenle bozulması ile seyreden klinik tablolar olarak tanımlanır.

Somatizasyon ve ağrı bozukluğu

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Fizik ve labaratuvar muayenelerle açıklanamayan, birden çok tekrarlayıcı somatik şikayetlerle karakterli bir hastalıktır. Yaşam boyu görülme oranı %0.1-2, K/E=5/1. 30 yaştan önce başlayan kronik bir hastalıktır. Sosyoekonomik düzeyi düşük olan toplumlarda daha fazla görülür o Hastanın tedavisi belli bir hekim tarafından yürütülmelidir. Gereksiz fizik ve laboratuar tetkiklerinden, bağımlılık nedeniyle anksiyolitiklerden, istirahat yada maluliyet raporu düzenlemekten kaçınılmalıdır. MD ve panik bozukluk varsa antidepresan verilmeli. Destekleyici ve grup terapisi verilmeli Kronik bir hastalıktır, streslerle alevlenmeler gösterir.

Yaşlılık sorunları ve bunama

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Günümüzde tüm Batı toplumlarında olduğu gibi ülkemizde de ortalama yaşam süresinin uzaması nedeniyle yaşlı grubun genel nufus içindeki oranı giderek artış göstermektedir.buna bağlı olarak yaşlılıkta görülen tıbbi ve psikiyatrik hastalıkların yaygınlığında da artış olmaktadır.Ancak demansın yaşlanma sürecinin doğal ve kaçınılmaz bir yönü olmadığını belirtmek gerekir.

Alkol, sigara ve uyuşturucu madde kullanım bozuklukları

Uzm. Dr. Berna Mercan ALIŞIR

İçerik

Sigara ile ilgili bilimsel araştırmalar hız kesmeden devam etmektedir. İçerdiği 4000 çeşit toksik maddeden pek çoğu kanserojen olup kişiler üzerinde geri dönüşü mümkün olmayan sonu çoğu kez ölümle biten felaketlere neden olmaktadır. Bağımlılık yapan nikotin nedeniyle insanlar bu ölüm tuzağından uzak durmayı bir türlü beceremiyorlar. Aşırı bağımlıların sigarayı bırakmak için hastanelerin psikiyatri bölümlerinden yardım almaları gerekebilir.